18 Eylül 2017

Dört nala koşan şehir








Van-Edremit...
Üzülerek geldiğim şehir ve şans eseri yerleştiğimiz ilçesi...
Zaten dalgalarının kıyıya vuruşundan, ağaçlarının cömertçe sunduğu havasından, hiç üşütmeyen karından, bahardaki çiçek kokularından belliydi, hak ettiğin değeri elbet görecektin...
Önceleri sahil şeridine indik sık sık; şükür dedik gölün kenarında bulunan bu mekanlar ne güzel bir imkan bizim için...
Sonra bu mekanlar daha da düzenli, özenli hale getirildi ve herkes için seçenek çoğaldı.
Sahil şeridi genişletildi, halka açık piknik alanları yapıldı... Pek çok kişi neredeyse cebinde taşıdığı semaverini çıkarıp göl manzarasında tavşan kanı çayını yudumladı...
Derken bir haber duyuldu Edremit'te halk plajı açıldı diye... 
Halk biziz dedik...koştuk gittik gördük...
Gidip gördüğümüz ne iyi oldu. kısa gelen tatili bir nevi devam ettirdik...
Halk plajı yolunda bir de tabelalar gördük.
 "OLİMPİK BİNİCİLİK MERKEZİ"
 ok işaretleriyle yol gösteriyorlar...Tövbeee...
"At Çiftliği" falan yazsalar neyse...Van'dayım; Edremit'te...Yol kenarlarında kanallardan oluk oluk sular akan yemyeşil köylerden geçiyorum...Olimpik binicilik merkezi diyor...
İlk fırsatta gidiyoruz...O mis köylerden geçerek...köylerdeki tabelaları takip ederek...
Kocaman bir alan...sonra öğrendim beş bin metrekarelik bir alanmış...
Otopark...Çocuk parkı...sıralamamızdan sonra açık, topraklık alanı seyrederek kafeterya kısmına giriyoruz. 
Bizi hoş bir koku karşılıyor...Zamanla alışıyoruz tabi...
Teras kısmı da var. Biz oradan seyrettik biraz, aşağıda olup biteni...Oğlumun neşe çığlıkları eşliğinde...
Zaman geçtikçe durduramadık tabii. Aşağı inme imkanımızın olup olmadığını sorduk ve çalışanların ilgisi, yardımı ile çok güzel dakikalar yaşadık. 
Yardımcı abimizin peşine takılıp bu sefer de "tavla'ya gider" yazılarını takip ettik...İlerledikçe daha da yaklaşan kokulardan tavlanın neresi olduğunu anladık...
Ahırdı yani...At ahırı...
Görevliler bize tek tek atları tanıttı, gösterdi...Karakterleriyle ilgili bilgiler verdiler...


Uysal olanları sevme imkanımız oldu... 
Oğlumun mutluluğu, coşkusu nirvanaya ulaşsa da ata binme konusunda onu ikna edemedik. Çünkü ekürisi yanında olmayınca çok hırçınlaşan ve sürekli kişneyen bir zirzop at vardı ahırda. Ona bakamadık bile...
Ata binip yardımcılar eşliğinde alanda gezinti yapılmasının yanısıra bu merkezde binicilik eğitimi de veriliyor. 
At konusunda oldukça yüklü değerlerle dolu bir toplum olduğumuz ve sözde verdiğimiz önem açısından bence çok yerinde bir hizmet...
 Aşk-ı Memnu'da gidilen kulüplerden değil. Halka açık. Hem de olimpik. Hem de göl manzaralı.
Evet üzülerek geldiğim şehir beni şaşırtmaya; oğlumun çok güzel çocukluk anıları biriktirmesine; bizi kendine bağlamaya devam ediyor. 
Yazın plaj keyfi, kışın kayak keyfi, can sıkıntısında binicilik merkezi, kedi evi; her daim göl manzaralı semaver keyfi... 
Çok güzel...
Daha önce de dediğim gibi inanmazsanız gelin görün:)
Sevgiyle...